Rejyonel Anestezi ve Güçlükleri Nelerdir ?

Rejyonel Anestezi ve Güçlükleri Nelerdir ?

Rejyonel Anestezi ve Güçlükleri: Anestezi doktorları günümüzde obez hastalarla daha sık karşılaşıyor olmalarına rağmen, bu hasta grubunda rejyonel anestezi uygulamaları halen zorlu bir durum ol­ma özelliğini korumaktadır. Obez hastlarda rejyonel anestezi uygulamalarında en yaygın karşılaşılan prob­lemler; girişim bölgesinin belirlenmesinde yardımcı olan anatomik yapıların belirginliğini yitirmiş olması, rejyonel blok öncesi ve sonrasında hastaya pozisyon verme güçlüğü, girişim […]

Rejyonel Anestezi ve Güçlükleri:

Anestezi doktorları günümüzde obez hastalarla daha sık karşılaşıyor olmalarına rağmen, bu hasta grubunda rejyonel anestezi uygulamaları halen zorlu bir durum ol­ma özelliğini korumaktadır. Obez hastlarda rejyonel anestezi uygulamalarında en yaygın karşılaşılan prob­lemler; girişim bölgesinin belirlenmesinde yardımcı olan anatomik yapıların belirginliğini yitirmiş olması, rejyonel blok öncesi ve sonrasında hastaya pozisyon verme güçlüğü, girişim için uygun boyutlu araçların se­çimi ve hastaya uygun lokal anestezik dozunun kararını vermektir.

Kontrendike bir durum olmadığı sürece, obez gebelerde profilaktik epidural kateter yerleştiril­mesi, hem normal doğum esnasındaki analjeziyi sağla­ması hem de bir sezaryanla doğum gerektiğinde yeterli rejyonel anesteziyi sağlaması, bakımından önerilen bir durumdur. Obez gebelerde rejyonel anestezi uygu­lamalarında genelde oturur pozisyon tercih edilmektedir. Çünkü sırt bölgesindeki yağların simetrik olarak laterale yer değiştirmesi orta hattın daha rahat belirlenmesini sağlamaktadır. Bu pozisyonda belirginleşen C7 ve glute- al kleft, orta hattın doğrultusu konusunda fikir sağla­maktadır. Ayrıca oturtulan gebenin sırtına bir iğne batırarak, bunu omurgasının sağında mı solunda mı his­settiğinin sorgulanması da orta hattın belirlenmesine yardımcı olur. Orta hattın kararlaştırılmasının güç olduğu durumlarda ultrason ile değerlendirme yapılabi­lir. Epidural aralığın ciltten uzaklığı konusunda VKİ iyi bir prediktör değildir. İlk girişime standart bir iğne ile başlamak bu nedenle yeterlidir. Epidural ara­lığın ciltten uzaklığının oturur pozisyonda, lateral dekü- bit pozisyona oranla anlamlı olarak daha az olduğu gös­terilmiştir.

Spinal anestezi hızlı ve yeterli blok sağlaması nede­niyle sezaryan vakalarında en sık uygulanan anestezi tekniğidir. Ayrıca spinal nöroaksiyal bloğun, gebelerde postoperatif analjezik ihtiyacını azalttığı da gösterilmiş­tir. Ancak spinal anestezi bu hasta grubunda yüksek spinal blok ve torasik motor blok oluşumuna yol açarak kardiyorespiratuar sıkıntıları tetikleyebilmektedir. Gebe­lerde bu nedenle daha düşük doz lokal anestezik ihtiyacı olduğu yaygın olarak benimsenmiştir. Obez hastalarda uygulanan subaraknoid ve epidural bloklarda lokal anes- tezik dozunun %25 azaltılması önerilmektedir. Spi­nal anestezi esnasında cerrahi sürenin uzaması duru­munda ek doz uygulanamaması nedeniyle genel anestezi ve sedasyon ihtiyacı doğabilir. Bu nedenle epidural anestezinin, uygulanabilir tüm vakalarda tercih edilen rejyonel anestezi yöntemi olması gerektiğini vurgula­mak da yanlış olmaz. Epidural kateterler istenen analjezi düzeyini oluşturabilmek için dozu titre edebilme, cerra­hi sürenin uzaması durumunda ek doz uygulama kolay­lığı sağlaması, spinal anesteziye oranla daha az ve yavaş hipotansiyon oluşturması ve postoperatif analjezi ihtiya­cını karşılaması gibi pek çok avantaja sahiptir. Obez hastalarda kateter yerleştirilmesi oldukça yüksek bir ba­şarısızlık oranına sahiptir. Başarılı bir yerleşim için, pek çok kez girişim uygulanması da komplikasyon riskini arttıran bir durumdur.

Dural ponksiyon, epi­dural anestezide istenmeyen durumların başında gel­mektedir. Obez hastalarda dural ponksiyon insidansı %4 olarak belirtilmiştir. Böyle bir durum geliştiğinde anestezistin görevi hem anesteziyi oluşturup operasyonu başlatmaya hem de postoperatif dönemde postural ba- şağrısını azaltmaya yönelik olmalıdır. Postdural ponksiyon başağrısına ise bu hasta grubunda oldukça az rastlanmaktadır. Bu hastalardaki geniş ekstradural ven ağının ve yüksek miktardaki ekstradural yağın serebros- pinal kaçağı engelleyerek bu duruma yol açtığı düşünül­mektedir. Ayrıca rejyonel anestezi uygulamalarında ultrason kullanımının yaygınlaşması, cilt altı yağ doku­sunun ardına gizlenmiş olan anatomik yapıların ve giri­şim yapılan iğnenin doğrultusunu anlık göstermesi ne­deniyle dural ponksiyon riskini azaltan önemli bir geliş­medir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Facebookta bizi bulun
Vücut Kitle Endeksi
  • Cinsiyet
  • Kilo (kg)
  • Boy (cm)